Erbâb-ı Sülük Hakkında
Onuncu Damla
Bu makam, makâm-ı keşif ve şühûddur. Nail olmak isteyen bahtiyarlara evvel emirde lâzım olan şey, Allâh-ü celle ve âlâya karşı olan muhabbeti, diğer muhabbetlerin üstünde ve gayet hâlis •   kılmaktır. Hâlis olmak için ihlâs dersine bak. Hâlis, bütün kasd ve gayesini yalnız Allâh-ü teâlânın rızâsına münhasır kılıb, keşif ve kerâmetden ârî olmaktır. Bütün amellerini senate ve sünnet-i seniyyeye uygun bir şekilde tatbik etmeye çalışmaktır. İbâdetlerini, sırf Allâh-ü teâlâ'nın rızâsı için yapıp, sevap kazanmak veya Cehennem'den kurtulmak için olmamalıdır. Kalbini meşgul eden her türlü havâtırdan mücerred kılmaktır. Nefsini emellerden ve bütün kirli, paslı ve Hak sübhânehû ve teâlâ Hazretlerinin rızâsına muhalif ve mugayir hareketlerden temizlemektir. Ruhunu cismânî kayıtlardan, bağlarından ve hayvânî hislerden ta-mâmiyle kurtarmak ve rahat bırakmaktır. Aklını, havâss-ı hamsenin hislerinden, bağlarından ve kayıdlarından hâlî kılmak, ahlâkını da, rezâilden ve mezmûm olan 70 kötü huydan temizleyip pâk etmek, zihnini de bedenin alâkalarından ve tabiatın âdetlerinden tecrîd edip ale'd-devâm, dâima âlem-i rûhâniyeye müteveccih olarak, muktaziyât-i beşeriyyeden uzak, melekî huy ve ahlâklara yaklaşıp, dünyâyı ve dünyânın içindekileri de terk etmektir. Ehl-i dünyâdan ayrı ve uzak olmalı ve mahlûkâta nazarını ve bakışlarını kesmeli, ancak ibret nazarıyla bakmalıdır. Dünyâ ve içindekiler yok olmaya mahkûm olduklarından, onlara mâ1 dûm gözüyle bakmalı ve bütün lezzetlerden, hoş görülen süs ve saltanatı mûcib herşeyden îrâz etmeli.
Allâh-ü teâlâ Hazretlerinden gaflete düşüren herşeyden, son derece sakına. Tevhîd, zikrullah ve şâir ibâdetlere ki -tevhidi mûcibdir- bunlara mülâzemet eyleyip devam eyleye. Merâsim-i mahsûsları ve dünya alâkalarını nefyedip, tam bir mahviyet sahibi olmağa gayret etmeli, amelleriyle, kat'iyyen âhiret ecirleri ve sevâblar taleb etmeyerek, ancak celle ve alâ Hazretlerinin rı-
ERBÂB-I SÜLÜK HAKKINDA
257
zâsını isteye ve tâatini yalnız farz, vâcib ve sünnetlere hasredip, sonra tevhîd ve tekarrübü mûcib amellerle meşgul ola. Zfrâ Allâh-ü
teâlâ'ya vusul, ancak bunlarla mümkündür. Rahatlıkları, nefis ve şeytana uymaları, ruhsatla amelleri, bid'atleri ve tenbelli-ği terk ederek, şehvet, gazap, adavet ve bütün fena huylan terk edip, iffet, hılim ve ihsan gibi, 70 kadar iyi ve güzel huylara mülâzemet ve devam ile, mücâhedelere, riyazetlere, sabırlı olup, ru-hâniyetine teveccüh ederek, salim bir fikir ile düşünmeye ve tefekküre, sabırla devam eyleye. Açlık ve susuzluğa, az uykuya, giyinip süslenmekten feragate devam ede ve herhalde fakr ve zarureti ihtiyar eyleye. Zühd, vera' ve takvaya herhalde mülâzemet eyleye. Hatırasını her nevî mahsûsât-ı nefsânîden ve şeytanî hâtıralardan pâk ede. Yarını gam, keder ve düşünceleriyle meşgul olan kalblere, hikmet denilen ni'metin dâhil olmayacağı yânî kalb-lere girmeyeceği bildirilmiş olduğundan, yarının derdiyle meşgul olmaya. Allâh-ü teâlâ'ya mülâkî olmak için muhabbet ve iştiyak üzere olup, sâlih ameller üzere Hak sübhânehû ve teâlâ'ya mülâkî olmayı arzu ve ümîd eyleye. Hak celle ve âlâya mülâkî olmayı isteyen herkese yakışan şey, amel-i sâlihtir.
Bu yazımız tamamlandığı sırada, Amasya'lı Hâcegândan Ahmed Emrî efendiden gelen aşağıdaki manzumeyi siz muhterem okuyucularımızı bundan mahrum etmemek için aynen dere ediyoruz:
258
TASAVVUF/AHLÂK V
Eyle levh-i kalbini çikr-i mesâvîden beri. Kendine yâr eyle herdem merd-i irfânperveri. Bil meârif ehlinin kadr-i şerifin her zemân. tim ü irfan dem âdem ol hakîkî müşteri Arifin mikdârını derk eylemez câhil olan. Kadr-i zer zerker şinâsed kadr-i gevher gevheri. Cûy-i gülden cihanda kimse ma'nâ anlamaz. Bülbül idrâk eyler ancak sırr-ı verd-i ahmeri. Muhlisi takdîr ve tahsîn eylemez ehl-i riya. Hazreti Haydar bilir kadr-i cenâb-ı kanberi. Yârine rabt eylemiştir muhlis ancak kalbini. Şübhe yok ki hatırında olmaz a'yârın yeri. Dâima Hak'kın rızâsı, matlab-i a'Iâsıdır. Bir zemân etmez teveccüh gayra kalb-i enveri. Sen niçin çâk etmiyorsun sîneni ey bî-baber. Gönlüne nakş eylemişsin peyker-i müstahkari. Etmiyorsun sabit ve seyyare ibretle nazar. Hiç tefekkür etmiyorsun hevl-i rûz-i mahşeri. Nakd-i vakti boş yere sarf eyliyorsun dem-bedem. Cân ü dilden tutmuyorsun kavl-i pâk-i rehberi. Eyle ihlâsa mukârin kavi ü fi'Ii dâima. Şehr-i feyzin çünkü ihlâs oldu miftâh-ı deri. Gayret eyle dildeki hâr-ü zân ihracına. Her halelden eyle hâlî dâima bu kişveri. Zulme hâheşker olursa pâdişâh-ı dil eğer. Şübhesiz a'zâ olur şer ve fesadın masdarı. Olmaz elbette bedende meyil, sâlihât için. Âmir-i iklîm-i ten olsa sefîh ve serseri. Dil hükümrân eğer âdil olursa her zemân. Cümle a'zâ cânib-i adle açar bâl-ü peri. Halika isyan olur nefse itaat bilesin. Nefse galip oldu dehrin pehlivân-ı safderi. İstirâhatle geçirmek istiyorsan ömrünü. Bir dakika olma nefsin bende-i fermânberi. Sen hakîkat nurunu elbet de görmezsin bugün. Eylemiş çünkü ihata gafletin mağz-ı seri. Emr-i nefse (emriyâ) etme itaat bir nefes. Düşman nefis oldu zîrâ, düşme ânın esîri.
* * *
Ömrün sona erdikte söner şem-i hayâtın. Yoktur ebedî mekse bu menzilde berâtın. Bakî olamazsın bu cihan merhalesinde. Herdem ecele doğru atarsın hatavâtın. Birgün girecek hâk-i siyaha ten-i nermîn. Elbet olacak lokması bazı haşerâtın. Nefsin sözüne aldanarak eyledin ısyân. Sed çekmede şehrâh-ı hâbe gafelâtın. Her işlediğin zenbe hemân eyle nedamet. Rühsâre akıt her iki gözden aberâtın. Merzât-ı Hüdâvendi ara her amelinde, ihlâsa karin eyle demâdem hasenatın. Sarf etme melâhîye sakın nakd-i hayâtı. Pür menfaat olsun harekâtın sekenâtın. Gafletle niçin geçmededir ömr-ü azizin. Görmez mi gözün rıhietini bâzı zevatın. Bir kimseyi kavlinle sakın etme elemnâk. İnsanlara pür fâide olsun kelimâtın. Pâk style gönül hanesini çirk-i günâhtan. Pâk olsa gönül, pâk olur elbette sıfatın. A'mâlini ıslâha eğer kadir olursan. Elbet yücelir dâr-ı bekada derecâtın. Bir kerre bile uyma sakın düşmân-ı nefse. Artık yetişir gitme peşinde şehevâtın. Hâlin ne kadar müşkül olur rûz-i cezada. Âhâdine gâlib olamazsa aşeratın. Terk etmelisin tûl-ü emel semtini artık. Bilmem ne için hâtıra gelmez sekerâtm. Cân tende iken etmelisin zâdını ihzar. Ukbâda sana fâide vermez haşerâtın. Elbette revanın uçacak ten kafesinden. Sâkî-i ecel sunduğu dem câm-i memâtin. Dergâh-ı Hûda'dan o zemân mağfiret iste. Çoktur kerem ü lütfü mücîbü'd-da'vâtın. Haliâkına rabt eyle dil-i pâkini her ân. Olsun bu güzel rabıtada hüsn-ü sebatın. Tahsîne çalış hâlini (Emri) bu cihanda. Bir lâhza bırakma yolunu ehl-i necatın.
* * *
(Melîk ve Vehhâb olan Allah'ın yardımıyla Tasavvufî Ahlâk kitabı tamamlanmıştır.)
Cenâb-ı Hak cümlemizi, razı olmadığı bütün kötü ahlâklardan emîn ve mahfuz eylesin ve razı olacağı bütün iyi ve güzel huyları, güzel ahlâkı nasîb ve müyesser eylesin, âmîn. Bi hürmeti Seyyidi'l-mürselîn, ve'l hamdülillâhi Rab'bi'l-âlemîn. Allâ-hiimme sallı ve sellim alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ecmaîn.