Şeyh Muhyiddîn (k.s.) buyurdu ki; "Çok şeyhleri gördüm ki, kendi hallerini teftiş etmedikleri için mertebelerinden sükût etmişlerdir. Cenâb-ı Hak Kur'ân-ı kerîm'de buyurdu. "Gerçekten insan harîs ve cimri yaratılmıştır. Kendine bir zarar dokundu mu feryadı basar. Ona hayır (mal) isabet edince de kıskanç olur." (2/82) Bu âyette Cenâb-ı Kibriya nefisde olan her rezâili cem' etmiştir ve şunu da izhâr etmiştir ki, nefsin hilkatinde mev-cud olmayan fezâili, nefsin iktisâb etmesini izhâr buyurmuştur. Öyle ise nefsi terbiye etmek lâzımdır ve nefsin cibilliyetinden korunmak vâcibdir vesselam. Ve yine (k.s.) buyurdıı ki: "Şeyhe mahsus bir zaviye ister ki kendisinden başka gerek mürîd ve gerekse gayrisi girmemelidir. Yalnız yanında olan havas girer. Dahî şahsa mahsus bir zaviye daha lâzımdır ki, ona havas dahî giremez. Üçüncü bir zaviye de eshâbı ile içtimâ' etmek için lâzımdır.
Kendi esrar ve harekâtını izhâr etmemek şeyh için vâcibdir. Çok yemek için müride müsamaha etmemelidir. Zîrâ mürîdle-rin ekserisi mi'delerinin köleleridir.
Başka şeyhlerle temaslarına da mâni' olmalıdır. Çünkü bu içtimâin zararı çok kuvvetlidir. Ancak, mürîdlerin muhabbeti kuvvetli ve sabit ise, onların tezelzülünden korkulmaz. Şeyh daimî mürîdlerinden hazer etsin. Çünkü mürîdlerin çoğu yalancı-dır.Oldukça eski de olsalar yine de şeyhlerinden müfârakat edebilirler ve dünya oğullarıyla ülfet ederler ve ihvanının aleyhinde bulunurlar."
Yine Şeyh Muhyiddfn (k.s.) buyurdu ki: "Bir şeyh kendisinin fevkında bir şeyh gördüğünde, nefsinde feragat edip, tilmiz-leriyle birlikde o şeyhe ittiba' etmesi vâcib olur. Bu gibi zevata hizmeti terk etmek, hubb-ü riyasete işarettir ki, baş olmak sevgisi tarîk-i ilâhide noksanlıktır!'
Sultân-ı Enbiyâ (s.a.s.) Efendimiz Hazretleri, "Eğer Mûsâ (a.s.) sağ olsaydı bana tâbi olurdu." buyurdular. İlyâs ve îsâ aley-
(2/82) Meâric Sûresi, âyet: 19-20-21
232
TASAVVUF! AHLÂK II
hisselâm Hazerâtı da, el'an şerîat-ı Muhammediye (s.a.s.) hükmü altındadırlar. İşte bu taifenin şeyhleri de böyle olması lâzımdır. Lâkin ma'lûmdur ki, bu teklifler makamı zahir olan şeyhler hakkındadır. Yoksa zahir olmayan şeyhlere inkıyâd ile teklif olunmaz. Ârif-i Şa'rânî (k.s.) (Nefehâtü Kudsiye)sinde buyurdu ki, "Ümerâ ve hükkâmın yanına varmakdan kaçınmak şeyh üzerine vâcibdir. Sonra müridler de şeyhlerini görerek, bu gibilerin yanlarına varırlarsa, onların günahı da şeyhin üzerinedir. "Kim ki kötü bir yola delâlet ederse ondan hâsıl olan günah ona aittir" hadîs-i şerifinin mazmununa mâsadak olur!'
Resûlullah (s.a.sv.) bir hadîs-i şeriflerinde şöyle buyurdular: "Bir kimse Kur'ân okur ve dînî olan ilm-i fıkhını bilir de, sonra sultandan bir menfaat olur amacıyla, sultanın kapısına varırsa, kaç adım attıysa o adımlar kadar Cehennem'e adım atmıştır." Bu hadîs Deylemî'den alınmıştır.
Bir mürîd, tarîka ilk adımını attığında, dünyadan ve helâ-lından, zühd etmesi lâzım gelirken, şübehâttan ve haramdan sa-kınmaklığı evleviyetle sabit olur. Zîrâ haram ve şübheli şeylerden, avamın bir kısmı da zühd yapar. Nerede kaldı ki, sâdât-ı kiram tarîkına sülük eden zühd yapmasın. Muvaffak olan için bu kadar kâfidir.

